Hepimizin bağrımıza bastığı devasa kargo gemisi Nostromo, görevini yapmış ve Dünya’ya dönmektedir. Ancak LV-426 gezegeninden gelen bir sinyal, tayfayı sinema tarihini kökten etkileyecek olan düşmanla baş başa bırakacaktır…
İlk Ailen filminin tam anlamıyla devamı olan Aliens, yaratığı gemiden def ettikten sonra hiper uykuya yatan Ripley’nin şirket tarafından bulunması ve uyandırılması ile açılıyor. Yaşadığı travmalardan dolayı kabuslar görüp uyuyamayan Ripley, Lv-246’da hala xenomorphların…
İşlediği büyük bir günahın vicdan azabına katlanamayıp intihara kalkışan eski saray bestecisi Antonio Salieri için ölüm kapıda beklemektedir. Ölmeden önce günah çıkarması için kendisine yollanan rahibe tarihin gelmiş geçmiş en büyük müzisyenlerinden biri olan Wolfgang Amadeus Mozart ile aralarındaki ilişkiyi anlatacaktır…
Doktor Emmett Brown, başarısızlıklar silsilesi icatlarının sonunda ilk kez çalışan bir icada imza atacaktır: Zaman makinesi. Doktorun arkadaşı Marty McFly ise çeşitli nedenlerden dolayı bu makineyi kullanacak ve babasının lise zamanlarına gidecektir…
Bridge to Terabithia, Türkçe adıyla Terabithia Köprüsü ; kategorilendirilmiş olduğu çocuk kategorisine rağmen her yaştan insanın kendinden bir parçaya rastlayabileceğini, kaybettiği bazı şeyleri tekrardan anımasayabileceğini düşündüğüm bir film…
General Jack D. Ripper, üssündeki tüm radyoları toplattıktan sonra Rusya’ya karşı bir nükleer saldırı yapılması emri verir. Amerikan başkanının bile haberi olmayan bu saldırı hem Rus hem de Amerikalıları strese düşürür ve iki ülkenin de politikacıları ve askeri temsilcileri “Savaş Odası”nda toplanarak bu saldırıya engel olmaya çalışırlar…
Anlatıcı Edward Norton, günlük hayatını kapitalist düzenin istediği gibi yaşamaktadır. İhtiyacı olmasa bile evine sürekli yeni mobilyalar, yeni yemek setleri almaktadır. Ancak süregelen uyku probleminden kurtulmak için çözümü terapi gruplarında aramaktadır. Ancak tanışacağı Tyler Durden ve Marla Singer isimli iki karakter hayatını kökten değiştirecektir…
Tüm yüzü bandajlarla kaplı bir adam, dışarıdaki yoğun tipiden kaçmak için bir pansiyona giriş yapar. Egzantrik havası ve tarzıyla anında dikkatleri üzerine çeker…
Gelirinin büyük bir kısmını turizme borçlu olan Amity Adası, 4 Temmuz nedeniyle adaya akın edecek olan turistleri beklemektedir. Ancak tüm görenleri şoka sokacak derecede devasa bir büyük beyaz köpekbalığı adaya dadanacak ve oradakilerin bir kısmını “Denizin dişleri” ile avlayacaktır…
Adını duymayanın kalmadığı, palyaço denilince akla gelen ilk isim olan ve anarşinin en büyük kurgusal karakterlerinden biri olan Joker’in, nasıl delirdiğine ve Gotham’ı da kendisiyle birlikte dibe çektiğini izliyoruz bu filmde…
Ted Kramer, aylardır üzerinde uğraştığı bir işi bağladığı gün aynı zaman önemli bir terfi almıştır. olan işiyle ilgilenmeye devam etmek zorunda kalacaktır…
Lost In Translation(Bir konuşabilse) adıyla bize film hakkında oldukça şey anlatan, izlerken çok farklı hisler içinde bulunduğum ve bakış açısının önemini anladığım bir film…
Soğukkanlılıkla işlenen bir cinayet sahnesi ile açılan film, başta anlam verilemeyen bir sebepten ötürü geriye doğru oynatılıyor. Daha açılıştan bile Memento’nun orijinallikte sınır tanımayan yapımlardan olduğunun esintilerini hafif hafif hissetmemizin ardından yönetmen Christopher Nolan…
Beklenmedik bir anda ölen Senatör Sam Foley, senatoda bir boşluk oluşturmuştur. Neredeyse tüm politikacıları elinde oynattığı söylenen James Taylor, fırsattan istifade kendi adamını içeriye sokmak ister. Ancak komite bunu şiddetle reddeder. Onun yerine şans eseri şekilde temiz kalpli ve saf bir korucu olan Jefferson Smith yeni senatör olarak seçilir.
Filmin ilk sahnesi sinemada izleyenler için bir uzaylı filmi olacağını önceden haber verse de bir çoğumuz gibi sonradan izleyenler için pek bir önem teşkil etmiyor elbette. Özellikle “Predator” karakteri popüler kültüre taşındıktan sonra bu filmin sadece düz bir komando filmi olacağını düşünenlerin sayısının hayli az olduğunu düşünüyorum…
Philadelphia’nın alt sınıf insanlarını temsil eden Rocky kendi halinde boks maçlarına çıkıp zor da olsa yaşayıp gitmektedir. Hayatı genelde rutin halinde ilerlerken reklam yapmak için halkın içinden namını duyuramayan bir boksörle unvan maçına çıkacak olan dünya şampiyonu Apollo Creed, ismini beğendiği Rocky “İtalyan Aygırı” Balboa’yı kendisine rakip belirlemiştir…
Doktor Lawrence ve Adam cehennem gibi bir banyoda odada uyanırlar. İlk önce paniklerler ve ne olduğunu anlamaya çalışırlar. İlk gözlerine çarpan şey ise banyonun ortasındaki beynini bir tabanca ile patlatmış olan adamın cesedidir Odada buldukları testerelerle ilk önce zincirlerini kesmeyi deseler de bu testereler ayaklarını koparmaları için oradadır…
Kıyamet sonrası robotlar tarafından ele geçirilmiş Dünya’da açılış yapan film, bizi düşmanın gücüne ikna ettikten sonra geçmişe iniyor ve insanlık direnişinin lideri John Connor’ın annesi Sarah Conner’ın gelecekten gelen yok edici ile olan mücadelelerini gösteriyor…
Mahşer gününden sonra tüm dünyayı etkisi altına almış olan yapay zeka Skynet, başarısız olan T-800’ün yerine bir teknoloji harikası olan T-1000’i göndermeyi planlamaktadır. Bu seferki hedefi ise insan direnişinin lideri John Connor’ı henüz çocukken yok etmektir…
Aktris ChrisMacNeil, bekar bir anne olarak kızı Regan ile mutlu bir hayat sürmektedir. Ancak Regan, şeytan tarafından ele geçirilmeye başlar ve anne kızın yolu tanrıya olan güveni sarsılmış peder Karras ile kesişir. Regan’ı kurtarmanın çaresi dilimizde “Cin çıkarma” olarak tanımlayabileceğimiz exorcism uygulamaktır.
Tarih öğretmeni John Oldman ani bir kararla okulundan ayrılmaya karar vermiştir. Eşyalarını toplamaya yardım eden ve onunla vedalaşmaya gelen arkadaşlarını bir arada görünce onların mesleklerinden yola çıkarak ortaya bir düşünce deneyi atar…
Robert Angier, Alfred Borden ve Julia McCullough birbirinden başarılı sihirbazlardır. Her şey tıkırında giderken beklenmedik bir sahne kazası sonunda Julia ölür. Onun hem iş ortağı hem de kocası olan Robert ise bunun sorumlusu olarak Borden’ı görür ve ikili gittikçe büyüyen, bir yerden sonra geri dönülemez kayıpların verileceği bir mücadeleye tutuşurlar…
Kış aylarında yoğun kar sebebiyle yolları kapanan ve misafir kabul edemeyen Overlook Oteli, bu zorlu aylar boyunca otelin bakım işlerini halledecek görevliler aramaktadır. Jack Nicholson tarafından canlandırılan Jack Torrance ise tam bu işe uygun bir elemandır. Halihazırda bir kitap yazmakta olan Jack, kafasını toparlamak için birkaç sakin aya ihtiyaç duymaktadır. Jack işi alır ve ailesini otele yerleştirir… Devamı için buraya tıklayın.
Kış aylarında yoğun kar sebebiyle yolları kapanan ve misafir kabul edemeyen 1900’ün başında, akşam yemeği için arkadaşları tarafından beklenen George; üstü başı dağınık, kan ve pislik içinde odaya giriş yaparak ilgileri üzerinde toplar. Merak içinde olan arkadaşlarına zaman makinesi icadını beyan ederek minik bir prototip olarak önlerine sunar…
Ülkenin en prestijli ve başarılı konservatuarlarından biri olan Schaefer Konservatuarı’nda eğitim gören baterist Andrew Neiman, tek başına baterisinde antrenman yaparken okulun en saygın hocası Terence Fletcher’ın dikkatini çeker. Kendine özgü motivasyon tekniğiyle korkulan ancak başarısından ötürü ses çıkarılmayan Fletcher, Neiman’dan bir müzik devi yaratmayı amaçlamaktadır…